Türkiyeli Aktivistlere Yönelik Sistematik Kötü Muamele Hüseyin Kılıç, gözaltı sürecinde kimliğini açıklamasının koşullarını doğrudan değiştirdiğini belirtti. Normalde elleri önden kelepçeli yürütülen aktivistlerin, "Türküm" veya "Türkiye'den geldim" demesiyle birlikte elleri sırtlarına alınarak daha sert bir şekilde tutulduğunu ifade etti. Ağır hakaretlere ve galiz ifadelere de maruz kaldıklarını aktaran Kılıç, çifte vatandaşlığı bulunan İsrail askerlerinin Türk aktivistleri görünce yüzlerini gizleyip onlardan kaçmaya çalıştığını söyledi. Kılıç, geceleri bazı aktivistlerin isimleri tek tek okunarak alındığını ve teker teker dövüldüğünü de ekledi.
Gemiye Alınır Alınmaz İşkence Başladı
Hüseyin Kılıç, olayların seyrini şöyle aktardı: Aktivistler önce bir konteyner gemisine alındı. İlk aşamada kıyafetleri çıkartılarak eşyalarına el konuldu, ardından dövülmeye başlandılar. İki gün boyunca gemide tutulan aktivistlere donmuş ekmekler ve su fırlatıldı. Kılıç ve diğer Türk aktivistler 4 gün boyunca açlık grevi yaparak kendilerine verilen hiçbir şeyi kabul etmedi. Ardından Usdud Limanı üzerinden bir hapishaneye götürüldüklerini, burada da darp ve işkenceye maruz kaldıklarını belirtti.
Elektrik İşkencesi ve Cinsel İstismar
Kılıç'ın aktardığına göre gözaltı sürecindeki uygulamalar ağır insan hakları ihlallerini kapsıyordu. Bazı aktivistlere elektrik verildi. Çıplak arama ve cinsel istismar vakalarına bizzat tanık olduğunu dile getiren Kılıç, birkaç saat önce sakallarının yolunduğunu da paylaştı. "4 gün boyunca baştan sona her merhalede işkence gördük" diyen Kılıç, tüm bu yaşananların Filistinlilerin çektiği acının yalnızca küçük bir yansıması olduğunu vurguladı.
Arka Plan: Sumud Filosu'na Peş Peşe Saldırılar
Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında Yunan kara sularından birkaç deniz mili açıkta İsrail ordusunun hukuk dışı müdahalesine maruz kalmıştı. Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta gerçekleştirilen bu ilk saldırıda İsrail ordusu 177 aktivisti alıkoymuştu. İsrail ordusu, 39 ülkeden 426 aktivistin yer aldığı filoya 18 Mayıs'ta uluslararası sularda seyir halindeyken ikinci bir saldırı daha düzenledi. İsrail ordusu, Ağustos 2025'te de 44'ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40'tan fazla tekneyle Gazze'ye yönelen Küresel Sumud Filosu'na benzer bir müdahalede bulunmuştu.
Kriz Masası yetkililerinin verdiği bilgiye göre, İsrail ordusunun uluslararası sularda hukuka aykırı biçimde alıkoyduğu Türk vatandaşları arasında Hüseyin Kılıç'ın yanı sıra Arif Yılmaz, Erol Büyük, Mehmet Harput, Orhan Kara, Rahim Mercan, Fatma Zengin ve Sibel Dugan gibi isimler de bulunuyordu. İsrail'in hukuki destek kuruluşu Adalah ise aktivistlerin tecrit altında tutulduğunu, işkenceye maruz kaldıklarını ve sorguda ölüm tehditlerine uğradıklarını duyurmuştu.
Alıkonulan 78'i Türk vatandaşı 428 aktivistin tahliyesi için THY'nin üç uçağı İsrail'in Eilat Havalimanı'na indi. Aktivistler Türkiye'ye döndüklerinin ardından gözaltı sürecindeki ağır koşulları kamuoyuyla paylaşmaya başladı.



















